Ana Sayfa » Kitap Tanıtımı sorgusuna yönelik arama sonuçları
23:12
Cok ilgi cekici bir anlatimi vardi.ilk cumlesi "her kitap bir okyanustur fikrimce" olunca icine cekiverdi beni ve kitabin sonuna kadar da icinden cikamadim.kitabin konusu farkindalikti ya da kitabin kendi cumlesiyle ozetlersem; "insan ancak fark ettigi zaman gördüğünün degerini bilebilirdi.".
Yazar gercekle fantastigi birlestirerek icinde tüm insani duygularin oldugu bir kurgu olusturmus.oyle noktalara deginmis ki kolay kolay aglamayan ben bu kitabin bazi noktalarinda insanligimdan utanip agladim.kimine insanlar asagilanmis gibu gelebilir ancak yazar yazdiklarinda haksiz miydi?
Yazarin okudugum ilk kitabiydi.alti cizilecek,alinti yapilacak o kadar cok yer vardi ki...cumleleri oyle anlam doluydu ki durup sayfayi kapatip uzerinde dusundukten sonra tekrar okudugum ve yine uzeronde düşündüğüm cumleleri coktu.bu kadar olumlu düşüncemin yani sira iki yerde olay atlamis gibi hissettim ki bu tek olumsuz yani.kitabin son sayfasindan da anlasilacagi uzere 2 adet devam kitabi yolda.
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
22:17
Bir roman şeklinde değil, kişiler üzerinden kısa kısa hikayeler, anılar var içinde. İnsana bitirdikten sonra iyi hissettiren bir kitap. Yazar eleştirilerine, tespitlerine ve yaşanılmış bazı olaylara anılarına yer vermiş. Örneklendirerek anlatımını zenginleştirmiş. İnsanın sıklıkta yaptığı hatalara değinmiş. (Bu hataları yapan biri olarak düzeltme konusunda bir adım atacağıma inanıyorum.
☺) İşe öncelikle kendini severek başlanması gerektiğini ve pozitif düşünmenin hayatınıza katkılarını dile getiriyor.
Hipnoz kısmı içn hala acaba gerçek mi diye soru işareti kalsada verilen isimlerin insanlar üzerinde etkilerine katılıyorum. Katıldığım diğer görüşü ise nefretin ne kadar yalın bir duygu olduğu kısmı. Gerçekten nefretin sahtesi yoktur. Eşeğin gölgesi hikayesi tartışılır... En sevdiğim kısmıydı diyebilirim. Yüzümde tebessüm kalbimde sevgiyle okudum.Bu arada çok tartışılan bir konuya açıklık getirmiş. Bu arada içinde değinmediğim bir çok yönü var ama hepsini anlatınca geriye ne kalır ki . En güzeli herkesin kendi yolculuğuna kendisinin başlaması.
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
22:27

Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya’yı karlı bir kış günü İstanbul’da aramaya başlar. Çocukluğundan beri yazılarını hayranlıkla okuduğu yakın akrabası gazeteci Celâl’in köşe yazıları, bu arayışta ona işaretler yollayacak ve eşlik edecektir. Okuyucu, bir yandan her bacası, her sokağı, her insanı başka bir esrarlı âlemin işaretine dönüşen İstanbul’da Galip’in araştırmalarını ve karşılaştığı kişileri izlerken, bir yandan da bu araştırmaları değişik işaretler ve tuhaf hikâyelerle tamamlayan Celâl’in köşe yazılarıyla karşılaşır. Eski cellatların hikâyelerinden Boğaz’ın sularının çekileceği felaket günlerine, kılık değiştiren paşalardan kültür tarihimizden kalmış esrarlı cinayetlere, karlı gecenin aşk hikâyelerinden yüzlerimizin üzerindeki anlamın sırlarına, İstanbul’un ücra ve karanlık köşelerinden gülünç ve tuhaf kişilerine, yakın tarihimizden günlük hayatımızın unutulmuş ve şaşırtıcı ayrıntılarına kadar uzanan bu araştırma, Galip’i hem kayıp karısına hem de hayatımızın içine gömüldüğü kayıp esrara doğru çekecektir.
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
10:31
Fern; çelimsiz,yaşıtlarından çok daha ufak duran,çelingen,gözlüklü,dişleri telli,kızıl saçlı,çilli ve çirkindir.Aynı zamanda kocaman kalbi olan yardımsever bir lise öğrencisidir.Kendini bildi bileli Ambrose'ye aşıktır.Ambrose; okulun güreş takımda birinci, çok güçlü ve aşırı yakışıklıdır.Okulun güzel kızı Rita ile çıkmaya başlar.Rita aynı zamanda Fern'in en iyi arkadaşıdır.İki sevgili mektuplaşmaya başlar fakat bir süre sonra ayrılırlar.Sebebi mektuplardaki kızla Rita'nın alakası olmamasıdır.Çünkü Rita mektupları Fern'e yazıdırır ve Ambrose bunu öğrenir.Kendisine itiraf edemesede mektuplardaki kıza aşık olur.Okulun son senesi mezun olurlarken Ambrose güreş sayesinde çok büyük bir burs kazanır ama kendini başka şekilde halkın gözünde kahraman göstermek için güreş takımındaki arkadaşlarını da kendisiyle gelmeleri için ikna edip askere gider.Askere gitmeden önce toplanip eğlenirler ve bu eğlenceye Fern'de katılır.Ortamda aşağılanan Fern ağlayarak uzaklaşırken Ambrose ona yetişir ve Fern'ini öper.Bu son görüşmeleri olur.İkiz kulelerin uğradığı saldırı sonucunda askerliklerini Irakta yapan Ambrose ve arkadaşları hain bir pusuya düşer.Amborsey 'in suratının bir tarafı paramparça olur ama hayatta kalır.Artık hayat onun için çook zordur...
Amerikan gençlik filmi izlemişim etkisi yarattı bende.Bu tarz severlere tavsiye edebilirim.Başlarda sıkılsamda sonrasında beğendim.Dostluk,arkadaşlık,yardımseverlik,vatan sevgisi,dış güzelliğin geçici olması gibi bir çok konuyu barındırıyor."Eğer bir insanı gerçekten ve yürekten severseniz herkesin onda gördüğü kusurları siz görmezsiniz!"Kitap tamda bunu anlatıyor.
Kitaptan alıntılar;
🔸 Keşke yaşam kitaplarımdakilere daha çok benzeseydi.Kitaplardaki ana karakterler asla ölmezler.Eğer ölürlerse hikaye ya mahvolur yada biter.
🔸Herkes birileri için ana karakterdir.Önemsiz bir karakter yoktur.
🔸 Sensiz yalnız kalmaktansa seninle kaybolmayı tercih ederim.
🔸Göremediğimiz şeyler için umudumuz vardır.Her kayıpta bir ders,sevgide güç ve içimizde bedenlerimizin sınırlayamayacağı,henüz ortaya çıkmamış,muhteşem güzellik olduğuna inanırız.
Kitap Tanıtımı
T Harfi ile Başlayan
GönderenKitaptan Bunlar
03:22
Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış Dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.
Kathy H. de bir Hailsham mezunu. Otuz bir yaşında ve bakıcılık yapıyor. Hailsham’daki en yakın iki arkadaşının yeniden hayatına girmesi üzerine, onlarla paylaştığı geçmişi gözden geçirmek zorunda kalıyor. Onları özle kılan şeyin ne olduğunu ve bundan sonra hayatlarını nasıl biçimlendireceğini daha derinden anlamaya ihtiyacı var. Şu sorunun cevabını da bulması gerek: Sanat ve aşk zamanı durdurabilir mi?
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
22:15
Kolera Günlerinde Aşk, terk edilmiş bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayıp yaşlılığın alacakaranlığına dek yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. Büyülü gerçekçilik akımının büyük ustası Gabriel Garcia Marquez, bu romanı tam bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel-romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. XIX. yüzyılın XX. yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun sorunlarını, özellikle taşra kent soyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla gözler önüne seriyor. Roman boyunca aşk acılarının lirik esintileri arasında, Garcia Marquez’in insancıl mizahı sürekli olarak duyuruyor kendini.
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
11:03
En etkilendiğim kitaplardan biri. Betty , 1980li yıllarda eşi ve kızıyla eşinin memleketi olan İran'a gider 2 haftalık bir tatil için. Ama eşinin hain planları vardır ve bu aslında bir tatil değildir. Betty bunun tatil olmadığını anladığında geri dönmenin yollarını aramaya başlar. Amerikalı olduğu için Farsça bilmemektedir ve İran kültürüne uyum sağlamada zorluklar yaşar. Tek başına geri dönebilir ama o her zaman " Kızım olmadan asla gidemem " deyip her türlü zorluğa katlanır. Eşinden şiddet görür hatta eşi onu ölümle tehdit eder. Birçok kez kaçmanın yolunu bulmuştur aslında ama eşi tarafından sürekli eve kilitlendiği için bunu başaramaz. En sonunda eşi Amerika'ya gidebileceğini söyler ama İran yasalarına göre kadının çocuk üzerinde hiçbir hakkı yoktur. Eşi onu zorla , kızı olmadan Amerika'ya yollamaya karar verince o gün gelmeden önce kızıyla kaçma yolunu bulur ve çok zorlu bir kaçış yolundan önce yasal olmayan yollardan Türkiye 'ye geçer ve sonra Amerika'ya. Sonunda kızıyla birlikte kurtulmuşlardır ama yaklaşık 2 sene boyunca İran'da kızı için herşeye katlanmıştır. Kızı için herşeyi göze almıştır, bu annenin gerçek hayat hikayesine ortak olmak isterseniz bu kitabı muhakkak okuyun .
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
08:42
Okuyucu, İkinci Dünya Savaşı ertesinde, on beşindeki lise öğrencisi Michael Berg ile otuz altı yaşındaki Hanna Schmitz arasındaki tutkulu aşk üzerine kurulu bir hikâye anlatıyor. Hanna’nın aniden ortadan kaybolmasıyla kesintiye uğrayan bu birliktelik, ikilinin yıllar sonra bir mahkeme salonunda karşılaşmasıyla devam ediyor: Hanna savaş sırasında bir kilisede tutulan bir grup Yahudi’nin ölümüne sebep olmaktan yargılanmakta; hukuk eğitimi alan Michael ise, sevdiği kadının böylesine korkunç bir suça karışıp karışmadığını anlamak üzere mahkemeyi izlemektedir…
Bernhard Schlink Okuyucu’da, sade ve dolaysız bir anlatımla suç, ahlâk, vicdan, utanç ve sır sarmalı etrafında örülen baş döndürücü ve gerilim dolu bir hikâye anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı sonrası kuşağın Nazi dönemiyle hesaplaşması ve anne babalarıyla uzlaşma arayışı üzerine güçlü bir yorum.
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
22:14
Olay günümüzde geçiyor, sosyal konular güzel anlatılmış. Olay yılbaşı gecesi Tarlabaşı' nın arka sokaklarında bir erkek cesedi bulunmasıyla başlıyor. Başkomiser Nevzat ve yardımcısı olay yerine geliyor ve soruşturma başlıyor. Mafya hesaplaşmaları ,kentsel dönüşüm, rant kavgaları, tinerci çocuklar, gezi olayları, (1955 deki 6-7 Eylül olayları, varlık vergisi) olay örgüsü içinde güzel geçişlerle anlatılıyor. Konu geçişleri kısa kısa olsa da sıkıcı ve kopuk değil. Konuya hakim okuyorsunuz, betimlemeler, zaman mekan güzel ele alınmış.Hikayede birkaç anlatıcı var .Okumanınızı tavsiye ederim... Beğendiğim alıntılar
'İnsan yaşadığı yere benzer, "demişti bir şair. Hukukumuz da yaşadığımız yerler gibiydi, eskimiş, işlevini yitirmiş, çürümeye terk edilmiş, yıkılmak üzere... Böyle bir toplumda adalet gerçekleşebilir miydi? "
"Aşk dünyanın en güzel mazeretidir. "
"Ama insanın söz getiremediği duygular vardır, engelleyemediğimiz. Nezaket başkadır, insanın içinden geçen başka. "
"Cinayet işleyenler, kurbanlarıyla birlikte kendi huzurlarını da öldürürler. "
"Şiddeti kullanarak ideal bir toplum yaratamazsın. "
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
08:44
Japonya tarihine ve kültürüne dönük incelikli vurgularla sarsıcı bir aşk hikâyesinin ustalıkla harmanlandığı Bahar Karları, edebiyat tarihinin en önemli romanlarından biri. Tokyo’da eski aristokratlarla dönemin parlayan yıldızı taşralı zengin aileler arasındaki ilişkilerin merkeze alındığı romanda Mişima, sosyal, estetik ve ahlaki bir Japonya sentezi sunuyor. Bereket Denizi dörtlemesinin ilk kitabı olan Bahar Karları, kendi içinde de bütünlüğünü koruyabilen bir roman.
“Bu kitaplara,” diyor Yukio Mişima, “yaşamla ve bu dünyayla ilgili hissettiğim ve düşündüğüm her şeyi yansıttım.” Bereket Denizi, Japonya’yı asırlar boyunca besleyen kültürel unsurların birer birer yok edilişinin destansı hikâyesi. Hayatı da romanları kadar çarpıcı olan Yukio Mişima’nın sayfalarında gezindikçe, bir kültürle birlikte bu kültüre inanmış yazarın da kendi sonuna doğru nasıl ilerlediğini görebiliyoruz.
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
22:25
Meşrutiyetin ilanından sonra bir Fransız gazetesi Türkiye’de olup bitenleri ilk kaynaktan öğrenmek için İstanbul’a muhabir göndermeye karar verir. Türk asıllı bir Fransız gazeteci bu işe talip olur ve köklerinin bulunduğu şehre, İstanbul’a doğru yola çıkar.
Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, Osmanlı’nın bu çalkantılı dönemindeki toplumsal histerinin romanı. Yabancı kaldığı ülkesinde olan biteni yabancılara rapor eden bir Türk’ün, bir yandan Osmanlı toplumunun akıl tutulmasını gözlemlerken bir yandan da kendi geçmişiyle yüzleşmesinin hikâyesi.
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
10:28
"Hiç kimseyi yalan söylediğini anlayacak kadar tanımak istemiyorum.."
Edebiyat fakültesi son sınıf öğrencisi bir genç kız hocasının verdiği Tezer Özlü''nün hayatını yazma ödevi için yaptığı araştırmalar doğrultusunda yazarın yaşamı ile kendi yaşamı arasında benzerlik olduğunu görür. Yazarın hayatını irdelikce neyin gerçek neyin hayal olduğu belli olmayan içinden çıkamadığı bir uçuruma sürüklenir..
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
22:20
Aylak Köpek, Sâdık Hidâyet’in yaşam ve toplum görüşünün İkinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkımla çok olumsuz bir havaya büründüğü, inziva ve intiharın kaçış yolu olarak gösterildiği, mutluluğu bu dünyada bulmanın mümkün olmadığının ele alındığı yedi öyküden oluşuyor.
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
22:22
Ölüm döşeğinde olan Addie, kırk mil uzaklıktaki Jefferson mezarlığına, ailesinin yanına gömülmeyi vasiyet eder. Addie’nin tabutunu bir katır arabasına yükleyen Bundren ailesi, sıcakla ve sellerle boğuşacakları uzun bir yolculuğa çıkar.
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
22:03
İbrahim ve Hüseyin çocukluk arkadaşı. İbrahim İstanbul'a gelip gazeteci olmuş, Hüseyin ise doğdukları şehir de Mardin de kalmış. Bir gün Hüseyin'in ölüm haberini alan İbrahim Mardin'e gelir. Neden öldüğünü araştırırken kan donduran gerçeklerle karşılaşır. IŞİD'in eziyeti bir yandan, yerlerinden yurtlarından olmuş ve çektirilen eziyetlerin yaraladığı Mülteciler diğer yanda.
.
Bu acı dolu gerçeği okurken nefes alamadım. Şu alıntı bu kitabı en iyi anlatandır diyorum başka da birşey diyemiyorum.
*Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım: Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve...
Kitap Tanıtımı
GönderenKitaptan Bunlar
01:38
Anadolu’nun bir taşra kentinden Yeni Dünya’nın metropollerine kadar uzanan bir coğrafyada kaynaşan insanımız… Modernleşmiş olanlarla kişiliklerini koruma çabasıyla bunun dışında kalanlar… Her iki kesitte yaşayan insanların kendi kendileriyle gerek çevreleriyle olan çatışmalarından doğan dram… Eksik kalmış aşklar, eksik bırakılmış eylemler… Bu kitabı okurken Batı kültürünün baskısı ile çaresiz bırakılmış insanımızın bocalayışını, gizli protestolarını ve gizli kabullenişlerini göreceksiniz… Rasim Özdenören’in üslubunu sevenler, bu kitapta onun başlıca özelliklerini bira arada bulacaklar…
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
22:17
Günümüz edebiyatına bambaşka bir soluk getiren, yepyeni bir türün kapılarını açan Gülün Adı, hem Ortaçağ Hıristiyan dünyasını derinliğine irdeleyen tarihsel bir roman hem de büyük bir ustalıkla kurulmuş, soluk soluğa okunan bir polisiye öyküdür.
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
03:24
Duygusal Bir Yolculuk’un başkahramanı Yorick, bir gün aniden Fransa ve İtalya’ya gezintiye çıkıyor. Ama Yorick’in yolculuk anlayışı, çağdaşlarınınkinden farklı, hatta onlarınkiyle taban tabana zıt. Turistik yerler, anıtlar, meşhur hanlar ilgisini çekmiyor onun. O taştan topraktan ziyade insanın peşinde koşuyor, tarihî bilgiden ziyade duyguları kovalıyor.
Kontlar ile asilzadelerden, dilenciler ile hizmetçilere kadar her türlü insanla karşılaşıyor ve her sınıftan kadınla flörtleşiyor, macera üstüne macera, hikâye içinde hikâye yaşıyor. Neticede okura, kendisi gibi “duygusal bir gezgin”e has bir seyahatname sunuyor –duygu ve tutku yüklü bir keşif gezisinin seyahatnamesi.
Kitap Tanıtımı
GönderenAdsız
00:40
1938 yılının sonbaharı birçok insana olduğu gibi Christine ve ailesine de birçok felaketi beraberinde getirir. Umutları, hayalleri olan gencecik bir kızdır Christine. Annesi ile birlikte evlerinde çalıştıkları Yahudi asıllı ailenin oğlu Isaac 'e de aşıktır. Onların aşklarının imkansıza yakın zor olmasının sebebi maddi farklar değil sadece. Bir gecede hayatlarını karartacak Hitler gerçeği. Savaş başladıktan sonra , Yahudilere uygulanan yaptırımlar hızla artar. Hepimizin az buçuk bildiği korkunç şeyler yaşanmaya başlar. Köyde eli silah tutan tüm Alman erkekleri de cepheye alındığı için, geriye kalan yaşlılar, hastalar ve çocuklar için de işler zorlaşır Hitler konuşma yapmak için köye gelir ve saf Alman ırkı temsil eden sarışın kızlar özellikle seçilir. Hitler hepsinin tek tek yanaklarını okşar, tokalaşır. Ülkeleri için hizmet etmeleri , üstün Alman ırkının saflığını korumak için çoğalmalarını ister. İşte burada sanki yanındaymışım gibi ürperdim ve sinir oldum. Christine , savaşın ortasında yaşam mücadelesi veren ailesiyle zorluklarla boğuşurken , bir yandan da ortadan kaybolan Isaac 'in acısını yaşar. Toplama kamplarında yaşanan vahşet, sivil halkın hem yoklukla hem de Hitler korkusuyla boğuşması çok çok sarsıcıydı. Savaşlar da zulümler de ne yazık ki bitmiyor.
Bu hayatta kalma mücadelesinde , Christine ile birlikte ailesine, geleceğine ve aşkına dair umutlarını bir erik çekirdeğine yükleyip yeşermesini beklerken yaşananların ağırlığını, savaşın iğrençliğini sonuna kadar hissedecek ve elinizdekilerin kıymetini bileceksiniz.
Kitap Tanımı
GönderenKitaptan Bunlar