şiirler sorgusu için yayınlar alaka düzeyine göre sıralanmış olarak gösteriliyor. Tarihe göre sırala Tüm yayınları göster

24 Şubat 2017 Cuma

Cemal Süreya-Yeraltı Şiiri

  Hiç yorum yok
01:20

Baba Mayakovski demişti ya Hani genç şairler için, İşte benim de o yıllarda Bitmemiş hiçbir şiirim yoktu hemen hemen;  Soluk soluğa yaklaşır rastlantı Yumurtlayıp giderdi avcuma. İstanbul'daydım, kimi zaman da Ankara'da Evli kadınlardan açılmıştı bahtım Yani dalında sevmeye alışmıştım kadını; Bir süre de tatlı çişi gelmeye başlamış Öğrenci kızlar ardında sürttüm biraz, orda burda, Bugün bu huylarımın çoğunu bıraktım Tabii hepsini değil.  Bir de arkadaşım vardı: Hasan Basri Kimbilir nerde şimdi Bu Hasan Basri bir gün bir laf etmişti. Niçin olduğunu unuttum, önemli de değil. Bir küfür ki Paslı bir kilidin içinde Yeşil bir kilidin Kirli bir kilidin Koç başlı bir kilidin Kuma batmış bir kilidin Yapışkan bir kilidin Nal söken bir kilidin Pelte bir kilidin Sarkaçlı bir kilidin Karmaşık bir kilidin  Direği kurgan sorguçlu Gömü kakmalı Hınçla perçinli Dilinde gümüş yeğniliği Horozunda tilki gülücüğü Duyarlıksız bir öreke  İşbirlikçi bir kampana Lekeli bir gezinti Altındiş bir miğfer Bozuk bir kilidin Hakiki bir kilidin Kupon kesen bir kilidin Seçilen bir kilidin Bulanık bir kilidin Cevapsız bir kilidin Bilirkişi bir kilidin Bekaret kemeri bir kilidin Morarmış bir kilidin Ayaklı bir kilidin Tepeden tırnağa pusatlanmış Balyemez bir kilidin İpek filtreli Beyaz eldivenleriyle uyuşturucu Bülbüliye sayaçlı Kölelik terleyen Anız terleyen Yeminli bir kilidin Salt bir kilidin Göksel bir kilidin  İşte o küfür birdenbire, Anahtar yerine, Bir yaz gününü döndürdü Bir kilidin içinde; Gelip tıkandı boğazıma Arkadaşımın da boğazına O yaz günü  Sonra nasıl oldu bıraktık işi Yahu dedik var mı bunun ötesi Ne yaptık ki bozulmasından korkuyoruz! Hemen dışarı attık kendimizi  İki alev gibi yürüdük sokaklarda Ben mavi-kırmızı o kırmızı-mavi Adım başında sağımızda solumuzda Binalar yükseliyordu duman gibi.
Cemal Süreya



Baba Mayakovski demişti ya
Hani genç şairler için,
İşte benim de o yıllarda
Bitmemiş hiçbir şiirim yoktu hemen hemen;

Soluk soluğa yaklaşır rastlantı
Yumurtlayıp giderdi avcuma.
İstanbul'daydım, kimi zaman da Ankara'da
Evli kadınlardan açılmıştı bahtım
Yani dalında sevmeye alışmıştım kadını;
Bir süre de tatlı çişi gelmeye başlamış
Öğrenci kızlar ardında sürttüm biraz, orda burda,
Bugün bu huylarımın çoğunu bıraktım
Tabii hepsini değil.


Bir de arkadaşım vardı: Hasan Basri
Kimbilir nerde şimdi
Bu Hasan Basri bir gün bir laf etmişti.
Niçin olduğunu unuttum, önemli de değil.
Bir küfür ki
Paslı bir kilidin içinde
Yeşil bir kilidin
Kirli bir kilidin
Koç başlı bir kilidin
Kuma batmış bir kilidin
Yapışkan bir kilidin
Nal söken bir kilidin
Pelte bir kilidin
Sarkaçlı bir kilidin
Karmaşık bir kilidin

Direği kurgan sorguçlu
Gömü kakmalı
Hınçla perçinli
Dilinde gümüş yeğniliği
Horozunda tilki gülücüğü
Duyarlıksız bir öreke


İşbirlikçi bir kampana
Lekeli bir gezinti
Altındiş bir miğfer
Bozuk bir kilidin
Hakiki bir kilidin
Kupon kesen bir kilidin
Seçilen bir kilidin
Bulanık bir kilidin
Cevapsız bir kilidin
Bilirkişi bir kilidin
Bekaret kemeri bir kilidin
Morarmış bir kilidin
Ayaklı bir kilidin
Tepeden tırnağa pusatlanmış
Balyemez bir kilidin
İpek filtreli
Beyaz eldivenleriyle uyuşturucu
Bülbüliye sayaçlı
Kölelik terleyen
Anız terleyen
Yeminli bir kilidin
Salt bir kilidin
Göksel bir kilidin



İşte o küfür birdenbire,
Anahtar yerine,
Bir yaz gününü döndürdü
Bir kilidin içinde;
Gelip tıkandı boğazıma
Arkadaşımın da boğazına
O yaz günü



Sonra nasıl oldu bıraktık işi
Yahu dedik var mı bunun ötesi
Ne yaptık ki bozulmasından korkuyoruz!
Hemen dışarı attık kendimizi



İki alev gibi yürüdük sokaklarda
Ben mavi-kırmızı o kırmızı-mavi
Adım başında sağımızda solumuzda
Binalar yükseliyordu duman gibi.

Şiirler 

27 Şubat 2017 Pazartesi

Can Yücel Her şey Sende Gizli Şiiri

  Hiç yorum yok
02:18

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,  Kanatların çırpındığı kadar hafif..  Kalbinin attığı kadar canlısın,  Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...  Sevdiklerin kadar iyisin,  Nefret ettiklerin kadar kötü..  Ne renk olursa olsun kaşın gözün,  Karşındakinin gördüğüdür rengin..  Yaşadıklarını kâr sayma:  Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,  Sevdiğin kadardır ömrün..  Gülebildiğin kadar mutlusun.  Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin  Sakın bitti sanma her şeyi,  Sevdiğin kadar sevileceksin.  Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer  Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.  Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;  Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.  Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,  Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.  Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,  Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.  Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın  Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.  Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..  İşte budur hayat!  İşte budur yaşamak,  Bunu hatırladığın kadar yaşarsın  Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün  Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun  Çiçek sulandığı kadar güzeldir,  Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,  Bebek ağladığı kadar bebektir.  Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,  bunu da öğren,  Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel
Her şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın, 
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. 
Kalbinin attığı kadar canlısın, 
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... 
Sevdiklerin kadar iyisin, 
Nefret ettiklerin kadar kötü.. 
Ne renk olursa olsun kaşın gözün, 
Karşındakinin gördüğüdür rengin.. 
Yaşadıklarını kâr sayma: 
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, 
Sevdiğin kadardır ömrün.. 
Gülebildiğin kadar mutlusun. 
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin 
Sakın bitti sanma her şeyi, 
Sevdiğin kadar sevileceksin. 
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer 
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. 
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; 
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. 
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, 
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. 
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın, 
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. 
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın 
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. 
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. 
İşte budur hayat! 
İşte budur yaşamak, 
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın 
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün 
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 
Çiçek sulandığı kadar güzeldir, 
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, 
Bebek ağladığı kadar bebektir. 
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, 
bunu da öğren, 

Sevdiğin kadar sevilirsin...

Şiirler

26 Şubat 2017 Pazar

Orhan Veli Kanık Anlatamıyorum Şiiri

  Hiç yorum yok
22:10

 Ağlasam sesimi duyar mısınız,  Mısralarımda;  Dokunabilir misiniz,  Göz yaşlarıma, ellerinizle?   Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,  Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu  Bu derde düşmeden önce.   Bir yer var, biliyorum;  Her şeyi söylemek mümkün;  Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;  Anlatamıyorum.


Anlatamıyorum 



Ağlasam sesimi duyar mısınız, 
Mısralarımda; 

Dokunabilir misiniz, 

Göz yaşlarıma, ellerinizle? 

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, 

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu 

Bu derde düşmeden önce. 

Bir yer var, biliyorum; 

Her şeyi söylemek mümkün; 

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; 
Anlatamıyorum.

Şiirler

27 Şubat 2017 Pazartesi

Sabahattin Ali- Çocuklar Gibi Şiiri

  Hiç yorum yok
22:53


Çocuklar Gibi 

Bende hiç tükenmez bir hayat vardı 
Kırlara yayılan ilkbahar gibi 
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı 
Göğsümün içinde ateş var gibi

Bazı nur içinde, bazı sisteyim 
Bazı beni seven bir göğüsteyim 
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim 
Her yere sokulan bir rüzgar gibi

Aşkım iki günlük iptilalardı 
Hayatım tükenmez maceralardı 
İçimde binlerce istekler vardı 
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi

Hissedince sana vurulduğumu 
Anladım ne kadar yorulduğumu 
Sakinleştiğimi, durulduğumu 
Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür 
Şimdi benim tahtım senin dizindir 
Sevgilim, saadet ikimizindir 
Göklerden gelen bir yadigar gibi

Sözün şiirlerin mükemmelidir 
Senden başkasını seven delidir 
Yüzün çiçeklerin en güzelidir 
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi

Başını göğsüme sakla sevgilim 
Güzel saçlarında dolaşsın elim 
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim 
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

Şiirler
Sabahattin Ali

24 Şubat 2017 Cuma

Aynı Dal daydık Şiiri

  Hiç yorum yok
01:07

Burada kan panalar çalardı Burada… Burada hasret ve dert Sen nerdeydin?  Bugün… Bugün görüş günümüz Herkes geldi, sen nerdeydin?  Aynı daldaydık Aynı daldaydık Aynı daldan düştük ayrıldık Aramızda yüzyıllık zaman Yol yüzyıllık.  Tam yüzyıl.. Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli Gözlerin içimde durmayalı. Dokunmayalı sıcaklığına karnının Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın Aynı daldaydık Aynı daldaydık Aynı daldan düştük ayrıldık Aramızda yüzyıllık zaman Yol yüzyıllık.
Nazım Hikmet Ran


Burada kan panalar çalardı
Burada…
Burada hasret ve dert
Sen nerdeydin?

Bugün…
Bugün görüş günümüz
Herkes geldi, sen nerdeydin?

Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık.

Tam yüzyıl..
Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
Gözlerin içimde durmayalı.
Dokunmayalı sıcaklığına karnının
Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık.

Şiirler

Çöl Daha İyi Şiiri

  Hiç yorum yok
01:13

Çöle kıyısı olan kentlerin, limanları sıkılgan olur.. Kuş uçar gemi geçmez,  kervan zaman içinde.. Böyle kentlerde insan, fırtına gibi sever,  sevdiği için ağlamayı..  Hangi türküde sevmekten bahsedilse,  ben hicaz olurum.. Elimi ıslatır elinin teri, ziyan olurum..  Seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım.. Hangi türküde sevmekten bahsedilse, bu çölde ben, “şair burda yaşadığı kenti çöle benzetiyor” da  bahsedilen şair olurum..
Yılmaz Erdoğan



Çöle kıyısı olan kentlerin,

limanları sıkılgan olur..
Kuş uçar gemi geçmez, 
kervan zaman içinde..
Böyle kentlerde insan,
fırtına gibi sever, 
sevdiği için ağlamayı..

Hangi türküde sevmekten bahsedilse, 

ben hicaz olurum..
Elimi ıslatır elinin teri,
ziyan olurum..

Seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım..

Hangi türküde sevmekten bahsedilse,
bu çölde ben,
“şair burda yaşadığı kenti çöle benzetiyor” da 
bahsedilen şair olurum..


Şiirler

Göğe Bakma Durağı Şiiri

  Hiç yorum yok
01:30

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım 
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından 
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından 
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar 
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut 
Bu evleri atla bu evleri de bunları da 
Göğe bakalım

İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım  Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından  Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından  Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar  Şu aranıp duran korkak ellerimi tut  Bu evleri atla bu evleri de bunları da  Göğe bakalım  Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım  İnecek var deriz otobüs durur ineriz  Bu karanlık böyle iyi aferin Tanrıya  Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum  Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun  Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam  Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım  Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda  Beni bırak göğe bakalım  Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım  Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum  Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi  Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor  Seni aldım bu sunturlu yere getirdim  Sayısız penceren vardı bir bir kapattım  Bana dönesin diye bir bir kapattım  Şimdi otobüs gelir biner gideriz  Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç  Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin  Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat  Durma kendini hatırlat  Durma göğe bakalım
Turgut Uyar
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım 
İnecek var deriz otobüs durur ineriz 
Bu karanlık böyle iyi aferin Tanrıya 
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum 
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun 
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam 
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım 
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda 
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım 
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum 
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi 
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor 
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim 
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım 
Bana dönesin diye bir bir kapattım 
Şimdi otobüs gelir biner gideriz 
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç 
Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin 
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat 
Durma kendini hatırlat 
Durma göğe bakalım

Şiirler

Ben Seni Sevdim mi? Şiiri

  Hiç yorum yok
01:26

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne  Tuttum, ta içime oturttum seni  Aldım, okşadım saçlarını, öptüm  İçtim yudum yudum güzelliğini  Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette  Bendeydi özlemlerin en korkuncu  Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,  Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu  Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu  Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim  Biri vardı ağlayan gecelerce  Biri vardı sana tutkun; o bendim  Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük  En solmayan güller açtı içimde  Ömrümü değerli kılan bir şeydin  Sen benim bozbulanık gençliğimde  Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya  Bir çizgiye vardım seninle beraber  Ve bir gün orada yitirdim seni  Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni?
Ümit Yaşar Oğuzcan


Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne 
Tuttum, ta içime oturttum seni 
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm 
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette 
Bendeydi özlemlerin en korkuncu 
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, 
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu 
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim 
Biri vardı ağlayan gecelerce 
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük 
En solmayan güller açtı içimde 
Ömrümü değerli kılan bir şeydin 
Sen benim bozbulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya 
Bir çizgiye vardım seninle beraber 
Ve bir gün orada yitirdim seni 
Ben seni sevdim mi? Sevdim, ya sen beni?

Şiirler

17 Şubat 2017 Cuma

Bütün Şiirler Kitabından Alıntı

  Hiç yorum yok
03:44

"Büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim.Küçücük avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın binlerce engeli yığıldı önümüze.Hangi birini yenebilirdik bunca olanaksızlık içinde.Umutsuzluğu tanıdık,yenilgiyi öğrendik böylece"


"Büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim.Küçücük avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın binlerce engeli yığıldı önümüze.Hangi birini yenebilirdik bunca olanaksızlık içinde.Umutsuzluğu tanıdık,yenilgiyi öğrendik böylece"


b Harfi İle Başlayan

26 Şubat 2017 Pazar

Necip Fazıl Kısakürek Kaldırımlar Şiiri

  Hiç yorum yok
22:17


Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;  Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.  Yolumun karanlığa saplanan noktasında,  Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.   Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;  Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.  İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;  Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.   İçimde damla damla bir korku birikiyor;  Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...  Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;  Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.   Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;  Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.  Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;  Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.   Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;  Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!  Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;  Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!   Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;  İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.  Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;  Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.   Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;  Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!  Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;  Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.   Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;  Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.  Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,  Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...   II   Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,  Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!  Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,  Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!   Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,  Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.  Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;  Onun taşı erimiş, senin kafatasında.   İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;  Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.  Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;  Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.   Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!  Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.  Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...  Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...   III   Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,  Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.  Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,  Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.   Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,  Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.  Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,  Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.   Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;  Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,  Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.   Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;  Bana rahat bir döşek serince yerin altı,  Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...
Necip Fazıl Kısakürek



Kaldırımlar


Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; 
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. 
Yolumun karanlığa saplanan noktasında, 
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. 

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; 
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. 
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; 
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. 

İçimde damla damla bir korku birikiyor; 
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... 
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; 
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. 

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; 
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. 
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; 
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. 

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; 
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! 
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; 
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! 

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; 
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. 
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; 
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler. 

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; 
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! 
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; 
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. 

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; 
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. 
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, 
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi... 

II 

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi, 
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! 
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi, 
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın! 

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri, 
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında. 
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; 
Onun taşı erimiş, senin kafatasında. 

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; 
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz. 
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; 
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz. 

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! 
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları. 
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur... 
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları... 

III 

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece, 
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler. 
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince, 
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der. 

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de, 
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp. 
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de, 
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp. 

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; 
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım, 
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı. 

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; 
Bana rahat bir döşek serince yerin altı, 
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

Şiirler

Blogger tarafından desteklenmektedir.